Şubat 11, 2012

Let's go to London !


Hepinize merhaba ! İyi birer blogger olmadığımızın bizlerde farkındayız :( Elimizde olmayan nedenlerden uzun süredir sizlerle bir şeyler paylaşamadık . Malum Mercan'ın okulu başladı ve Amerika'ya döndü.Benimde uzun bir aradan sonra haftaya okulum başlıyor ama onun öncesinde aile dostlarımızla Londra'ya gittik.Londra'ya bayıldım diyebilir miyim ? Diyemem sanırım ama bunun büyük etkisi otelin lobisinden çantam çalındığı için olabilir :)

Öncelikle Londra'da görülmesi gereken yerler var.Buckingham Palace , Big Ben , London Eye , British Museum ve Madame Tussauds. Ben daha önce gitmediğim için planlamalarımızı harita üzerinden yapmıştım ve haritadan bakınca bu yerler pek yakın gibi gelmemişti ama kesinlikle hepsi 1 günde gezilip bitirilebilecek yerler.

Buckingham Palace



Big Ben



London Eye
London Eye inanılmaz keyifli bir dönme dolap aslında :) O kadar yavaş bir hızla dönüyor ki dışarıdan bakıldığında döndüğünü fark etmiyorsunuz bile.Yukarı doğru çıktıkça yavaş yavaş şehri ayaklarınızın altında hissediyorsunuz. Londra'ya gidip de London Eye binmemezlik sakın yapmayın derim ben çok keyifli .



British Museum
Tarih severler ve bunları incelemekten keyif duyacak insanlar için 1 günde bile bitmeyecek bir müze Brititish Museum.Dünya'nın her yerinden,her ülkeden,her milletten bir şeyler bulabilirsiniz orada.Bu dönemde özel sergi olarak ''Hac : İslam'ın kalbine yolculuk'' var. Bizim için çok güzel bir tesadüf oldu ve orayı gezmekten çok gurur duyduk.



Madame Tussauds
Amerika'da gezdiğimde de çok keyif almış , çok eğlenmiştim. İngiltere'dekindede bir o kadar hatta daha fazla eğlendim çünkü çılgın ananem Gülden'cimde bizimleydi bu sefer :) Madame Tussauds'da görülmesi gerekenlerin başında.4boyutlu filmleri , Scream kısmındaki korkunç tipler :) , Siyah taksilerde küçük bir Londra gezisi hepsi görülmeye değerler !


Bu benim Londra'ya ilk gidişimdi o yüzden açıkçası Londra hakkında pek bir bilgim yoktu.O yüzden otel seçimimizi de otelin ismine ve daha çok Oxford Street'e yakın olmasına bakarak seçtim.Fakat kötü bir tercih yapmışım.Marriott Marble Arch otelde kaldık.Otelin içinde,temizliğinde hiç bir problem yoktu fakat  maalesef yan sokağımız arap mahallesiydi.Çantamı da otelin lobisinden çaldılar ve otel inanılmaz umursamaz davrandı.Oxford Street'e mesafemiz yürüyerek 5 dakikaydı ve otelin bundan 10-15 yıl önce olduğu yer oldukça ünlü ve kaliteli bir yermiş.Taksici bize Marriott'un sırf isimle devam ettiğini bir nevi Marble Arch ismiyle birazcık kazık attığını söyledi :) Çalınma olayı hariç bizi rahatsız eden hiçbir şey olmadı zaten tercih etmezsen arapların arasından geçmek zorunda da değilsiniz.Ama ben yine de o oteli hiç ama hiç tavsiye etmiyorum ! Eğer keyifli ve kaliteli bir Londra gezisi yapmak istiyorsanız ya Park Lane kısmında yada Knightsbridge kısmındaki otelleri tercih etmelisiniz bence.

Yemek yerleri olarak ise kesinlikle Hard Rock Cafe'ye gitmelisiniz.Hard Rock Cafe , Harrods ve Harvey Nichols'ın olduğu tarafta.Yemekleri , ortamı her şeyiyle çok güzel ! Ben yurt dışında daha çok pizza - makarna tarzı şeyleri yemeği tercih ediyorum ve orada da Mac&Cheese yemeyi tercih ettim ve tek kelimeyle mükemmeldi!



İkinci olarak Oxford Street'te Ask Italian adlı restaurantı kesinlikle öneriyorum.Londra'da suratsız garsonlar ve çalışanlardan sıkılmışken karşımızda çok tatlı çalışanlar görmek bizleri açıkçası mutlu etti . Bunun yanında makarnaları,pizzaları ve başlangıçları da çok güzeldi.




Leicester Square'de Chiquito isimli Meksika restaurantı da oldukça başarılıydı.Biz çok aç olmadan gittik oraya ve pek bir şey yiyemedik ama yediğimiz her şeyden memnun kaldık.



Picadilly'deki Kahve Dünyası'na uğramadan sakın dönmeyin ! Kendi ülkenden bir şeyler görmek insana inanılmaz gurur veriyor! Avrupa'nın o çirkin sularının yanında Erikli suyu görünce yaşadığımız mutluluk gerçekten hissedilmeye değer! :)





Ve son olarak tabi ki Laduree ! Harrods'in içindeki Laduree'de çay-pasta yemeden sakın Londra'dan ayrılmayın ! Tam bir Laduree delisi olarak hayatımdaki en keyifli anlardan birini orada tatlı yiyip çay keyfi yaparken yaşadım diyebilirim ! Ayrıca tabiki Türkiye'de olmayan 3 çeşit makaronada bayıldım ! Marshmallowlu , hindistan cevizli ve burada olmayan çikolatalı bir çeşidi. Üçü de mükemmeldi !





Gelelim asıl konumuz alışverişe !! Londra demek benim için özellikle Topshop demekti çünkü Londra'ya giden kim varsa bana Topshop'ta kendimi kaybedebileceğimi söylemişti nitekim öylede oldu ! Topshop'ta her yere bakmanız imkansız ! Bizim Topshop'ı abartısız 100 ile çarpabilirsiniz :) Takılar bölümünde her şeyi almak istedim ! Makyaj kısmının güzelliğini anlatamam ! Gerçi rujları hariç hiçbir şeyini almamıştım bugüne kadar ve rujlara güvenip EyeLiner aldım ama tamamen hayal kırıklığı oldu diyebilirim :) Ama orada TopshopTopshop yapan en alt katıydı tartışmasız ! Tamamen Topshop'tan bağımsız markalar - ki zaten oradaki Topshop sadece Topshop malları satmıyor ayakkabı kısmında River İsland'dan Kurt Geiger'e kadar bir çok markayı bulmanız mümkün- ve hepsi de birbirinden güzel ! Elbiseler,şortlar,gömlekler,kazaklar ne kadar güzel ve 'moda'lar anlatamam ! Tabi ki fiyatları normal Topshop fiyatlarına göre daha yüksek ama kesinlikle değerler ! Bu en alt Designer kısmı sadece İngiltere'de hatta sanırım sadece Oxford Street'teki mağazada var çünkü Knightsbridge'deki mağazada böyle bir kısım yoktu.Amerika'daki Topshop'tada böyle bir kısım görmemiştim . Zaten Designer'larda İngiliz Designer'larıydı.Kararlıyım bu designerları online alabileceğim bir site bulacağım !! :)





Gitmeden önceki ikinci favorim River Island'dı.River Island'ın mağazasında internette bakıp görmediğim birşey olmadı kafamdaki olan şeyleri alıp çıktım.Ama yinede girilmesi gereken bir mağaza !




River İsland'da bakıp beğendiklerimin bir kısmı :)


Amerika'dayken birsürü şey bulduğum delirdiğim iki mağaza Oxford Street'teki H&M ve Forever21 tamamen hayal kırıklığıydı benim !




Ve gelelim Selfridges'e .Oxford Street'teki bu devasa mağazada arayıpta bulamacağınız bir marka bile yok ! Yine heryeri bakılması imkansız bir mağaza ! Chanel'den H&M'e kadar bütün markalar var ve tam bir cennet ! 







Ama tabiki Harrods'ın yanında benim için hiç bir kıymeti kalmadı ! Harrods kelimenin tam anlamıyla muhteşem bir mağaza ! Birşeyler almasanızda porselenlerini , gümüş odalarını bile gezmekten inanılmaz keyif alıyorsunuz.Tabiki buda müthiş büyük bir mağaza ama kesinlikle her metrekaresi görülmeye değer ! Tabi çok istediğim Neon Pembe Cambridge Satchel'ımı ve ablamın istediği İngiliz Porseleni Çay Takımı'nı Harrods'tan almış olmamız orayı bu kadar sevmeme biraz neden olmuş olabilir :) Şaka bir yana insan günlerce her katını zevkle gezebilir Harrods'ın.Benim sizlere tavsiyem sabah erken gidip Laduree'de kahvaltı edip kalabalık bastırmadan Harrods'ın keyfini çıkarmanız. Harrods'da aynı şekilde en büyük markalardan küçük markalara kadar bulabileceğiniz bir mağaza ! Ve içindeki cupcakecileri , cafeleride unutmamak lazım ! Oda içerisi gibi oturmasanda görmekten keyif alınacak yerler.



Londra'ya gitmeden yine ufak çaplı bir outlet araştırması yaptım ve 2 tane outlete gittik.Onlarıda daha sonra sizlerle paylaşacağım :)


Londra'ya bir daha gider miyim ? Tabi ki giderim ve eminim ikinci gidişim daha keyifli olur ama hiçbir zaman tercih listemde Paris ve Milano'nun üstüne geçemez ! Ama şu ara dolabımda Londra'dan aldıklarımın yerini hiçbiyerdekiler tutamaz o ayrı ;)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Arşiv Trendreport